Make your own free website on Tripod.com

BABİL SANATI


Geleneklerinin türdeşliğiyle olduğu kadar, sanatın sürekliliğini sağlayan katkıların karmaşıklığıyla da dikkat çeken Babil sanatı, birbirini izleyen yükselme, gerileme ve çökme dönemleriyle, Babil tarihinde görülen çelişkili durumları yansıtır. Kentin çok sık yakılıp yıkılmasından ötürü, Yeni-babil dönemi öncesiyle ilgili çok az anıt kalıntısı bulunmaktadır.

Hammurabi döneminden kalma silindir mühürler, giyisilerine bürünmüş sıradan kişileri gösterir; pişirilmiş toprak levhalarsa konu bakımından daha zengindir: Hayvanlar; dansçılar; müzikçiler; sanatçılar; vb. Eski Babil mimarisinin özellikleri hakkındaysa elde bilgi yoktur; çünkü su altında kalmış arkeoloji tabakalarında kazı yapılamamaktadır. En iyi anıt, Hammurabi yasası adı verilen ve bu kralın görüntüsünü yansıttığı sanılan diyoritten yapılmış büyük dikilitaştır.

Sümer geleneğini sürdüren Babil sanatı, iki yüksele dönemi arasında bütünüyle ortadan kalkmamış, İ.Ö.1600-1200 yılları arasında Kaskit sülalesi döneminde de değişikliğe uğrayarak sürdürmüştür

Yeni-Babil döneminde sanat açısından parlak bir yenilenme hareketi görüldü. Kentin Nabukodonosor zamanında yeniden kurulması (bu çalışmalar daha Nobopalassar zamanında başlamıştı) Babil geleneklerinin ve Marduk dinin üstünlük kazanmasını sağladı. Kentteki tapınak, geleneksel alçak tapınak tipine göre yeniden yapıldı; tapınağa 7 katlı bir zigurat eklenmesiyle (Babil kulesi yada Babil ziguratı), yapı, bütün olarak görkemli bir görünüm aldı.

Yapılarda pişirilmemiş tuğla kullanılmış, Nabukodonsor'un yaptırdığı çok büyük saraylar yeni bir anlayışa göre süslenmiştir: Bu yeniliğin başlıca örneği, kuzey kesiminde iştar kapısı yakınındaki tonozlu salonların üstlerinde düzenlenmiş asma bahçelerdir. Hayvanları görüntüleyen tunç heykeller yapımında da canlanma görülmüştür. Ama sarayların ve surların duvarlarını süslemek için kullanılan tekniğin ortaya çıkmasını sağlayan Yeni-Babil sanatının asıl özellikleri, duvar süsleri, çeşitli renkteki sırlı tuğladan mozayiklerdir. Ünlü iştar kapısı, yeni tekniğin en belirgin örneğini oluşturur. Bu kapının üstünde yer alan aslan, tanrı Adad'ın simgesi olan boğa, tanrı Marduk'un simgesi olan boynuzlu ejderha gibi çeşitli hayvan resimler, hurma dalları, sarı ve mavi kül bezekler, sütunlar ve kıvrımlardan oluşan bir dekor içinde verilmiştir.

Önceki ] Bölüm Başı ] Sonraki ]