Make your own free website on Tripod.com

SANATTA KLASİZM


Bir sanatçının klasizmi, Eskiçağ'a estetik ölçülerine gösterdiği saygı, bunlardan alınan zevke bakılarak belirlenir. resim sanatı söz konusu olduğunda güzellik, yüzeylerin düzlem olma özelliğinden ayrı düşünülemez. Bu bakış açısından ele alındığında, sanatçı soğukluk, tumturak, gösteriş gibi tehlikelerle karşı karşıya kalır; klasik doğrultudaki sanat ürünlerinin çoğunun akademiciliğe yöneldiği de bir gerçektir. Bununla birlikte, klask ideal XVII. yy. sınırlarını aşmış ve pek çok Büyük sanatçı bu doğrultuda çalışmıştır. XVII. yy'a özgü Birçok niteliğin, 1600 yılından önce varolduğu, ayrıca 1700 yıllarının sonuna da taştığı görülür.

Poussin ve Le Lorrain gibi ressamların Roma'da çalıştıkları sırada, aynı kentte pek çok tablosu sergilenen Bologna Okulu'ndan Annibale Carracci, il Domenichino, Francesco Albani gibi birkaç İtalyan Sanatçı, klasizm manzara resmine belli bir ortam hazırlamışlar, daha sonra da Poussin, bu türü yetkinleştirerek doruk noktasına ulaştırmıştır. Poussin yapıtlarında klasik sanatın gerektirdiği bütün kurallara uymuştur. Söz konusu yapıtlar, eklemli bir biçimler sistemini belirleyen yataylar ve dikeyler arasındaki karşıtlıklar üstüne kurulmuştur; bu tutum barok resmin işlediği sürekli hareketle tümüyle ters düşer. Barok sanatın ortaya çıktığı dönemde, klasik doğrultuda çalışan ressamın, İtalyan Rönesansı'na egemen olan yetkin orantı kavramını yeniden yücelterek, tepki göstermesi söz konusu olmuştur. Yapıtın eksiksiz ve yetkin olması, Poussin'de olduğu gibi sanatçının ayrıntıyla bütün arasında, son derece açıklık ve anlaşılırlık izlenimi yaratmak amacıyla, bir uyum sağlamasına olanak verir. Philippe de Champaigne birçok portrede bu ideale ulaşmıştır; öte yandan, Louvre'daki Apollon galerisinin süsleme işlerinde görev alan Le Brun de tam anlamıyla başarıya ulaşmıştır.


Heykel sanatı alanında , İtalya'daki çalışmaları sonucunda büyük bir yetkinliğe ulaşan Pierre Puget'nin yapıtlarını bu doğrultuda verdiği görülür.

Klasik mimarlık ürünleri arasındaysa Le Vau, ardından da Jules Hardoin-Mansart'ın gerçekleştirmiş oldukları Versailles Sarayı sayılabilir.

Kimi zaman 'Venedik'in Michelangelo'su' olarak tanımlanan Tintoretto, Veronese ile birlikte, Venedik'te Rönesans'ın ikinci yarısına egemen oldu. Sıra sütunlar ve revakların uyum verdiği cephe mimarilerini gösteren büyük kompozisyonlar gerçekleştirdiler. İtalya'nın yaratıcı gücü Michelangelo'nun etkisiyle giderek coştu ama, bir süre sonra duraksadı. Çöküş dönemi, Rafaello'nun mutlak ustalığında sezinlenen ve minyatür-portre sanatına yol açan özenticilikle (maniyerim) başladı. Simgeler akademik süslemelerle karmaşıklaştı; bu İtalya'da bütün XVII. yy'a ve XVIII. yy'ın bir bölümüne egemen olan barok üslubunun habercisiydi. Bu çağın en büyük sanatçıları Bernini (1598-1680) ve Borromini (1599-1667) oldu.

BAROK SANAT VE YENİ-KLASİKÇİLİK

Saraylar ve tiyatrolar, yarımayaklarla, bölmeli kubbelerle, yalancı mermerlerden heykellerle, göz kamaştırıcı renklerle zenginleşirken, gerek heykelcilik gerekse mimarlık bütünleyici bir etki bırakmaya yöneldi. Bu açıdan Carravaggio'nun etkisi çok büyük oldu. Açık-koyu dağılımı, hacim sanatı, tıpkı rakibi Carracci'nin çalışmaları gibi, pek çok Avrupalı ressamı hayran bıraktı.

XVIII. yy'ın ikinci yarısında eskiye dönüldü Pompei'nin yıkıntıları gün ışığına çıkarıldı. Alman araştırmacısı Winckelmann 1764'te Geschichte der Kunst des Alterthums (Eski Çağda Sanat Tarihi) adlı yapıtını yayımlayarak, barok sanatın coşkusuna ve canlılığına temelden karşıt bir akımı sürekli olarak etkiledi.

ÇAĞDAŞ DÖNEM

Giuseppe Sacconi'nin (1853-1905),Campidoglio'nun yanına Vittorio Emanuelle II İçin yaptığı bir anıt, tumturaklı çağın ruhunu çok iyi yansıtıyordu. Romantizmin yerini tarih tablolarına ya da Napolyon efsanelerine bıraktı. Gerçekçilik, çoğu zaman karikatür biçimini alan kısa olylar öyküsünü incelemeye başladı

İtalyan sanatında yeniden derin bir biçim ve renk duygusunun görülmesi için fütürizmi beklemek gerekti. Yeni bir yaratıcılığın temelleri, modernlik anlayışından ve İtalyan sanatının geleneksel yaratı biçiminden kaynaklandı: Modigliani bedeni yeniden oluşturdu, Morandi cisimleri soyutlaştırdı, De Chirico düşsel görüntüyü yeniledi. Öte yandan heykelci Marino Marini'nin güçlü sanatı (Atlı, 1952), Fontana'nın 'Yarık'ları, Burri'nin "yoksul sanat"ı çağdaş İtalyan sanatının anlaşılması güç gizemlerindendir.

Önceki ] Bölüm Başı ] Sonraki ]