Make your own free website on Tripod.com

KONSTRÜKTİVİZM


1863-1922 yılları arasında Rusya'da çeşitli sanatları etkileyen ve Avrupa snatında pek çok uzantısı bulunan, birçok öncü görüşten kaynaklanmış sanat hareketi.

Başlangıçta Konstrüktivzmin başlıca öncüsü Ukraynalı ressam ve heykelci Vladimir Tatlin'di (1885-1953); sanatçı Paris'e yaptığı bir geziden (1913) dönüşte, resim alanındaki araştırmalarını, soyutlamanın en önemli rolü oynadığı kübizme yöneltti (Picasso'yala tanışması bu açıdan çok önemlidir); daha sonra uzamı rölyeflerle değerlendirmek amacıyla tahta, demir, alçı gibi gereçler kullandı.

Burada, biçimsel açıdan tümüyle yeni bir görüş ortaya çıkmıştı; çünkü bir uzamın olduğu gibi değerlendirilmesi söz konusuydu, bu da hala uzamın bir gösterimini amaçlayan kuramların (kübizm, fütürizm) bir kenara atılmasını gerektiriyordu. Tatlin işte bu doğrultuda ilerleyerek; gerçek uzamın temel resim öğesi olarak kabul edilmesine kadar çalıştı. Bu noktada "heykel yapması" mantıklıydı, ama "yaptığı heykeller", boşluğun, bir bakıma, her şeyin temel öğesi olarak işin içine karıştığı yapılardı (konstrüksiyon). 1919-1920 arasında gerçekleştirdiği Üçüncü Enternasyonal İçin Anıt'IN projesi, Tatlin'in Konstrüktivzm konusundaki düşüncelerini çok iyi özetlemektedir.

Kuramsal açıdan katışıksız teknik, her türlü "üslup" oyununun yerine geçecek olan üç temel ilkeyi işin içine katar: Mimarlık tekniği (yaratı eylemi); yapım (yaratı biçimi); yapı (Konstrüksiyon).

Bu veriler, 1923'te yayımlanan Lef dergisinin ilk sayısında açıklandı; burada Tatlin'in düşüncelerini sistemleştiren Konstrüktivist bir topluluğun başlıca kuramcıları olan Osip Brik ve Boris Kuşner görüşlerini açıklamışlardı. Önceleri Maleviç'in Süprematizm'inden esinlenen Aleksandr Rodşenko'ysa, daha sonra Tatlin'in büyük ölçüde etkisinde kaldı.


TATLİN'DEN SONRA KONSTRÜKTİVİZM

Anton Pevsner ve kardeşi Naum Gabo, 1922'den sonra Konstrüktivzme yeni ve oldukça değişik bir anlayış getirdiler; her iki sanatçı da bu tarihlerde "yapılar" (konstrüksiyon) üstünde çalışmışlardı. Sanatı toplumsal rolü konusundaki kaygıya yapıtlarında yer vermemişlerdir, ama bunların son derece olumlu yanları vardır ve "hacim tek uzamsal kavram değildir" ilkesi de, önce bu iki sanatçı tarafından benimsenmiş, daha sonra da pek çok heykelci tarafından kullanılmıştır.

Bu belki de hem mimar, hem de ressam olan Lisitski'nin süprematizmle Konstrüktivzm arasında bir birleşim yapmasına neden olmuştur. İki Karenin Öyküsü adlı, çocuklara yönelik on sayfalık bir albüm olan yapıtı, sanatın en güzel örneklerinden Biridir.

Öte yandan, Vsevolod Meyerhold'un "biyomekanik" kuramıysa, Konstrüktivzme özgü ilkelerin tiyatro alanında uygulanmasıdır.

 

Önceki ] Bölüm Başı ] Sonraki ]