Make your own free website on Tripod.com

TÜRK EVİ


Türk toplumunda ev; vatan, devlet, aile gibi kutsal bir kavramdır. Göktürk ve Uygurlar (cv) kelimesi ile (bark) kelimesini bugünkü Türkçemizdeki gibi aynı anlamda kullanıyorlardı. Eski türk ev adetleriyle birlikte İslam dininin getirdiği hayat tarzı yüzyıllardır hiç değişmeden Türk evinde yaşanmıştır.

İSLAM DÜNYASINDA EV

İslam dini evrensel bir din olarak ev hayatı ve evin düzenlenmesi konusunda insanın mutluluğunu esas alan kurallar getirmiştir. Kur'an-ı Kerim'de, birçok ayette evlerden bahsedilmektedir. (Allah evlerinizi huzur ve sükun yeri yaptı - Nahl. 80) Arapça ev manasına gelen kelimeler: beyt, seken, mesken dir.

İslam şehirlerinin geniş ölçüde Hellenistik Şehirlerden etkilendiğini, agoranın yerini caminin aldığını, ızgara planın uygulandığını, evlerin de peristil planlı (revaklı iç avluya sahip) olduğunu yapılan araştırmalar ortaya koymuştur.

Peristil planın uygulanması kadınların mahremiyeti bakımından kolaylık sağlamıştır. Evler sokaktan tamamen yüksek bir duvarla ayrılmış, avlu içerisinde bulunan bölümlerde ikili bir yerleşim söz konusu edilmiştir: Erkeklerin oturduğu "selamlık", kadınların oturduğu "haremlik". Butasarım için evlerde değişik mimari çözümler göze çarpar. Tek ve küçük bir avlusu olan evlerde harem odası yüksek tutuluyordu. Çoğu evlerde selamlık alt katta, haremlik üst katta yapılmıştır. Pencereler komşuları rahatsız etmeyecek şekilde düzenlenmiş, kafesli idi.

Mahremiyet düşüncesinin yanı sıra İslamiyet gösterişe karşıdır. Çok katlı binaların yapımı hoş karşılanmıyordu (Belkide Babil'in içine düştüğü hata tekrarlamak istenmiyordu).

ORTA ASYA TÜRK EVİ

Son yıllarda Asya'da, Avrupa'da ve ülkemizde Orta Asya Türk devletlerinden Hunlar, Göktürkler ve Uygurlar'ın "Ev mimarisi" ile ilgili bazı araştırmalar yayımlanmaktadır. Bunlar arasında Orta Asya Türk evi ile Anadolu Türk evinin ilişkilerine değinen çalışmalar bulunmaktadır.

Çadırların arasındaki avlunun Türk evindeki sofanın kaynağını teşkil ettiği konusunda yapılan denemeler vardır. Burada çadırla Türk evi arasındaki ilişkilerin tespiti için daha ayrıntılı çalışmalar gerekmektedir.

Orta asya'daki en eski Türk devletini kuran Hunlar, yazın yaylalarda çadırları, kışın ise kerpiç, tuğla, toprak damlı evleri mesken olarak kullanıyorlardı. Hun devrinde şehirlerin kurulup kurulmadığı bilimiyor. İlk şehirleşmenin yoğun bir biçimde Göktürkler tarafından gerçekleştirildiği söylenebilir.

Uygur evleri hakkındaki bilgilerimiz o döneme ait kaynaklar ve duvar fresklerinden kaynaklanmaktadır. B. Ögel, Uygur evlerinin çoğunun Güney Anadolu evleri gibi bir avluya sahip olduğunu yazmaktadır. Bu şekilde hem sıcak, hem soğuktan korunulur, hem de evin dış güvenliği sağlanırdı. Avludan sonra evlerin önemli kısımları odalarıydı. Oda kelimesi herhalde "otağ"dan geliyordu. Evlerin salon ve sofaları vardı. Uygurlar mutfağa "aşlık" derlerdi. Bundan başka evin kiler ve ahırı da olurdu.

Hoço'daki kalıntılardan tespit edilen bazı Uygur evleri ise dikdörtgen planlıydı. Bu evler etrafı yüksek bir duvarla çevrili avlunun ortasında yeralıyordu. Asıl ev zeminden biraz yüksekti. Eve bir merdivenle çıkılırdı. Pencerelerin bazıları kemerli, bazıları düzdü.çatılar beşik çatı tarzındaydı.

Çadır sözü "ev"le eş anlamlıdır. Göktürk çağında ailenin kuruluşu "eblenmek" olarak nitelendiriliyordu. Orta Asya Türk topluluklarının en önemli meskeni olan çadır; "topak ev, yurt, alaçik" olarak da söylenmektedir. Genel anlamda çadır: Bir ahşap iskelet üzerine keçe kaplanması ile elde edilen, kolay kurulup sökülebilen bir barınaktır.

Çadır'da tam ortada ocak bulunur. Sağ tarafta bir çitle perdelenmiş bölüme kımız tulumları ve bazı yiyecek maddeleri konur. Hemen bu kısmın yanında ev büyüğünün kerevetli yatağı bulunur. Ocağın arkasına "yüklük"ler yerleştirilir. Girişin solunda ise koşum takımları yer alırdı. Eğer evin gelini varsa, oğul ve gelinin yatağı da bu bölüme serilirdi.

Bir arada kurulan aynı ailenin çadırlarına "avul" denilir. Birkaç avuldan "oba" meydana geliyordu. Obaların göçüşü törenlerle olurdu. Bunun içindir ki çadırı değerlendirme ile yer kavramı "vatan duygusu" aynı şeylerdir. Anadolu'da hala çeşitli çadırlar Türkmen toplumları tarafından kullanılmaktadır. Böylelikle çedır, yüzyıllardır türkler tarafından içinde oturulan önemli bir mesken türü olmuştur. Çadırın Türk evi ile olan ilişkisi yanında kümbetlerle biçim yönünden benzerliğine dikkat çekilmiştir.

SELÇUKLULARDA EV

Selçuklu çağındaki ev mimarisi hakkında yeretli bilgiye sahip değiliz. Bu konuda şüphesiz ayrıntılı bilgileri Kaşgarlı Mahmut Divan-ü Lügat-it Türk adlı eserinde vermektedir. Galina Pugacenkova'nın Merv ve Tirmiz çevrelerinde yaptığı  araştırmalarda 12-13. Yüzyıllara ait evlere raslanmıştır. Bu evler, ortada geniş avlunun dört yanında eyvanlar ve köşelere sıkıştırılmış odalardan meydana geliyordu.

Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu evleri, derin temeller kazılarak yapılıyordu. ,yapı malzemesi olarak kerpiç ve tuğla kullanılıyordu. İnşaat sırasında ahşap da ana yapı alzemesiydi. Evin kiriş, direk gibi unsurları, kapı pencere söveleri, kapı kanatları, odaların tavan ve döşemeleriçok defa ahşaptan yapılıyordu.

Evilerin önünde çoğunlukla bir avlu ve çitle çevrilmiş bir bahçe bulunuyordu. Ana kapıdan evin başlıca bölümlerinden olan "begküm" denen sofaya geçilirdi. Mutfak da Selçuklu evinin bir bölümüydü. "Aşlık, aş ocağı, aş damı" gibi adlarla anılıyordu. Mutfak içerisinde "görünçlük" veya "sergen" denilen raflar,ocak,tandır yer alırdı. Kadınlar buradaki sedirlerde otururlardı.

ANADOLU'DA TÜRK EVİ

Türk evinin Orta Asya Türk kültür çevreleri ile olan ilişkisinin yanında, Anadolu'nun eski konutları ile de kıyaslanması söz konusudur.

Tabii durum, iklim ve bitki örtüsü Anadolu'da yüzyıllar boyu gelişen kültür ve medeniyetleri etkilemiştir. Neolitik devirde ve Tunç devrinde hemen hemen bütün anadolu iskan edilmiştir. Bu devirlerde ev mimarisi çok gelişmişti. Megaron denilen ince uzun, kısa tarafından girilen evler, Tunç devrinde yaygınlaşmıştı.

M.Ö.2. binde Boğazköy'de Acemhöyük'te, Kültepe'de iki odalı avlulu evler ortaya çıktı. 1. binin başlarında ise "Hilani" (geçitli ev) evleri görüyoruz. Bu evler ön yüzünde destekli girişi, bunun arkasında ise küçük odaları bulunan yapılardır. Doğu Anadolu Urartu bölgesinde ise, "ön avlulu, iki odalı" bir ev planı tespit edilmiştir. Bu planı Alişar, Alacahöyük III. katlarında bulunan evlerle yakın bir benzerliği vardır.

Batı Anadolu'da klasik çağda başlayıp Roma devrinde kullanılan belirli ev tipleri  gelişmiştir. Kuzey Ege'de ortaya çıkan "prostaslı" (avlulu ve geçitli) evler M.Ö. 4-3. yüzyıllar arasında yaygınlaştırılmıştır. Bu evlerin planı; giriş bir avlu, bu avluya uzanan bir koridor-geçit ve odalardan oluşmaktadır. Hellenistik çağda oluşan geniş revaklı avluları ile belirlenen "peristilli" evler, avlunun etrafındaki odalardan medana gelmektedir. Bu evlerin Anadolu ev mimarisi içerisinde tarihi açıdan önemi fazladır. Roma ve Bizans dönemlerinde de avlulu (atriumlu) ev planı devam etmiştir.

ANADOLU'DA TÜRK EV MİMARİSİ

Bugün Türk evi kavramı Anadolu'nun coğrafi sınırlarının dışına taşmıştır. Irak, Suriye, Mısır'da, Balkanlar'da eski Osmanlı topraklarında Türk evleri bulunmaktadır.

Bu birbirinden çok uzak evler, bulunduğu yerin malzemesi ve iklimi ile uyum sağlamıştır. Değişik iklim, malzeme ve blöge farklarına rağmen Türk evinin kendisine has mimari bir karakteri vardır. Yapı malzemesinin dayanıksızlığı ve hızlı şehirleşme sonucu 17. yüzyıldan daha eski ev örneklerine raslanması güçtür.

Genel Özellikler:

Osmanlı Türk evi, daracık sokaklar üzerinde yeralırdı. Her evin bir avlusu vardı. Avluya sokaktan büyük bir kapıyla girilirdi. Evler çoğunlukla iki katlı, bazen de üç katlı yapılırdı.

Avlunun içerisinde çardak bulunur. Evlerin zemin katları ağır, depo, kiler olarak kullanılır. Evin birinci katına ahşap bir merdivenle çıkılır. Ev birden fazla katlı ise esas yaşanan yer üst kat olmaktadır. Esas katta sofa, Türk evinde odalara geçit veren ve aynı zamanda ailenin kadınlı erkekli bütün fertleri ile topluca oturduğu bir mekandır.

Oda:

Ev içerisinde, birçok fonksiyona sahip, insanın temel ihtiyaçlarını karşılayan yaşama biçimleridir. Oturma, yemek yeme, çalışma, yatma gibi eylemlerin gerçekleştiği bir ortamdır. Evin genel planlanmasında odaların yeri ve yönü esastır. Güneş ve rüzgar durumlarına göre kış odası, yaz odası ayrımı vardır. Odanın sayısı evin maddi gücüyle bağlantılıdır. Çok bölümlü "haremlik", "selamlık"lı evlerde her iki bölümün, orta hallilerin ise tek bir başodaları bulunur. Odada iç düzenleme, esas kullanılan kısımlar, yardımcı kısımlar olarak ikiye ayrılabilir.

Esas kullanılan kısımların başından orta mekan gelmektedir. Odanın kapısından sekialtı "papuçluk" kısmına girilir. Burası bir ahşap perde ile seki üstünden (orta mekandan) ayrılmıştır. Seki üstünde duvarlar boyunca yapı  ile birlikte inşaa edilmiş sedirler bulunur. Sedirlere oturulur ve yatılır. Çoğunlukla odalarda yüklük duvarlarının karşısında ocak bulunur. Pencereler manzaraya, sokağa, güneş ve ışığa yerleştirilir. Odaların tavanlarını da üst örtü olarak kabul edebiliriz. Yardımcı kullanım kısımları sedirlerin altı, yüklükler, gusülhanelerdir.

Sofa:

sofa, odalar arası ilişkilerin sağlandığı bir ortak alandır. Evler nasıl bir sokağa veya caddeye açılıyorsa, ev içindeki her bir oda da sofaya açılır. Anadolu'da değişik bölgelere göre "hayat, sayvan, çardak, divanhane" gibi isimler almıştır. Sofa, Türk evinde bulunduğu yere göre ev planını etkiler.

İçe dönük yaşama biçimi:

Türk evinde din ve gelenekler içe dönük bir yaşama  biçimi ortaya koymuştur.

İç mekan düzenlemesi bakımından  sofa da evin mahremeyitinin temininde önemli yer tutar. Ev halkı ancak örtünüp, giyindikten sonra belli zamanlarda bir araya gelinirdi.

Her Türk evinin bir bölümü veya bir odası erkeklere selamlık, bir bölümü de kadınlara haremlik olarak ayrılmıştır.

Türk evinin avluya ve sofaya bağlı olarak ortaya çıkan içe dönük tasarımını Anadolu öncesi Türk mimarisi özellikle Asya merkezi mekan geleneğinin etkilediği konusu üzerinde durulmuştur.

Türk evinin plan tipleri:

Türk evini belirli plan tiplerine ayırarak incelemek zor bir iştir. Planlar coğrafi bölgelere bağlı olarak değiştiği gibi, aynı bölgede farklı plan tipleri ve malzeme özellikleri ile de karşılaşılabilmektedir.

Türk evinin plan tipleri üzerinde yapılan çalışmalarda iki ana husustan hareket edilmiştir. Birincisi, S.H. Eldem'in sofanın ev içerisindeki yerine göre yaptığı tasniftir. Bu tasnife göre: Sofasız evler, dış sofalı evler, iç sofalı evler, orta sofalı evler, plarak ayrılmıştır. İkincisi iklim bölgelerine dayanmaktadır. Bu ayrıma kimileri üç iklim bölgesi, kimisi de dört veya daha fazla ilkim bölgesi sokmaktadır.

Doğan Kuban ise, iklim yapı malzemesi ve tekniğinin esas alındığı yedi ayrı bölge teklif etmektedir. türk evinin planlanmasında, fonksiyonel birim ve çoğalımını da oda ve önündeki hizmet alanı (sofa-eyvanın) nın birbirini dikine kesen iki eksenin oluşturduğu bölümlere yerleştirilmesiyle elde edilen dört ev tipi belirler.

Türk evi için değişik alanlarda uzman olan kişiler veya araştırmacılar tarafından iklime göre, malzemeye göre bazı ayrımlar yapmaktadırlar. Ancak Türk öncesi devirlerden beri belli bir kapalı bölge olan Akdeniz kıyılarındaki taş yapı tipine rağmen, burada ve Ege bölgesi'nde Çankırı ve Safranbolu Yörelerine has ahşap pek çok evin bulunması; aynı şekilde tarihte taş işçiliğin merkezi olarak bilinen Kayseri'de kerpiç ve hşap malzemenin ağır bastığı evlerin bulunması, bizi böyle sınıflandırmalara karşısında şüpheye düşürmektedir. Bu bakımdan yukarıdaki sınıflamaları olduğu gibi kabul etmiyoruz.

Önceki ] Bölüm Başı ] Sonraki ]