Make your own free website on Tripod.com

TÜRK SANATI


Anadolu Dışında Türk Mimarlığı Selçuk Üslubu
Anadolu'da Osmanlı Öncesi Türk Mimarlığı Samarra Üslubu
Göktürler Uygurlar Gazneliler Samanoğulları Karahanlılar B. Selçuklu Harzemşahlar
Tolunoğulları Zengiler Eyubiler Beylikler Dön. Artukoğulları Danişmentler Eşrefoğulları
İlhanlı Beyliği Eretnalılar Hamidoğulları Saruhanlar Menteşoğulları Aydınoğulları Selçuklular 

Türk mimarlık sanatı, tam olarak IX.yy'dan sonraki dönemlerden başlayarak incelenebilmektedir. İslamdan önce, Orta Asya'da Uygurlar ve Göktürklerin mimari yapılarından günümüze pek bir şey kalmamıştır.

ANADOLU DIŞINDA TÜRK MİMARLIĞI

Yapılan kazılarda ortaya çıkan verilere göre, Göktürkler ve Uygurlarda, kentler surlarla çevriliydi. Hoça'da bulunan bir saray kalıntısında, kubbe ve tonoz örtüsüne raslanmamıştır. Burada, ayrıca kubbeli mezar odaları bulunmuştur. Bunlar, Türklerin ilk türbeleri sayılabilir. Orta Asya'da bulunan bir başka yapıda, Türk üçgeni kullanıldığı görülmüştür. Türbeler ve kubbeli yapıların ilk olarak Türkler'de görülmesi, kubbenin kökeni konusunda kimi savların ileri sürülmesine yol açmıştır. Birçok sanat tarihçisi kubbenin, göçebe çadırlardan gelişmiş olduğunu kabul ederler. Oğuz Türklerinin "yurt" adını verdikleri çadırların Türklerin türbe ve camilerine benzerliği, bu savı güçlendirmektedir. Gene Orta Asya'da bulunan fresklerde esmedilen evlerin görünüşü, Türklerin kerğiç ve tuğla ev mimarisine verdikleri önemi belgelemektedir. Bunlar tek katlı, düz çatılı, çift kapılı, pencereli ve avlulu evlerdir. Medreselerde kullanılan dört eyvanlı mimari şemanın ilk olarak müslüman türk devleti Gaznelilerde görülmesi, mihrap önü kubbesinin ilk olarak Karahanlılarda Talkatanbaba Camisi'nde kullanılması, bilinen kimi mimari öğelerin, Türklerin kendi yarattıkları değerler olduğunu ortaya koymaktadır.

X.yy'da hüküm süren Samanoğullarına ait tek bir yapı dışında, günümüze diğer bir mimari yapıt gelememiştir. Buhara'da bulunan Samanoğlu İsmail Türbesi (907) en eski tarihi türbedir. Asya'da kurulan Karahanlılara ait kerpiç ve tuğla yapılar ilerki yüzyılların mimarlık anlayışını etkilediğinden, önem taşır. XI.yy'a ait, merkezi planlı Hazer Degaron Camisi, ortada ana kubbe, dört köşede dört küçük kubbesiyle bir bütünlük gösterir. Kubbe, sivri kemerli dört payeye (kalın sütun) dayanır. Merv yakınında bulunan, Talkatanbaba camisi tek kubbeli, tuğla bir yapıdır. Yanlarda çapraz tonozlu bölümler vardır. Bu iki caminin planı, daha sonraki dönemlerde, özellikle osmanlı mimarisini etkilemiştir. Buhara'daki Mugah Attari  Camisi'nin üç nefli yalın planı çeşitli türk beyliklerinde sık sık kullanılmıştır. Karahanlılar, camilerinde çok süslü mimareler yapmışlardır. Tuğlayla gerçekleştirilen Özkent minaresi (XI.yy.) Car Kurgan minaresi (XII.yy), Kalan Camisi minaresi (XII.yy.) bunların en önemlileridir. Karahanlılar özellikle türbe mimarisine önem vermişlerdir. Tim kentinde bulunan Arapata Türbesi (978) tuğladan, kare planlı ve kubbeli olarak yapılmıştır; portali yüksek ve sivri kemerlidir. XI ve XII.yy'lara ait Nasır Bin Ali Türbesi, Celalettin Hüseyin Türbesi, Balacıhatun Türbesi ve Ayşe Bibi Türbesi'nde görülen nişler ve sivri kemerlerle süslü zengin cephe mimarisi Türk türbe mimarlığının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Krahanlılarda medreselerin yapıldığı biliniyorsa da, günümüze kalmamıştır.

Ribat adı verilen kervansarayların çoğu ise günümüze gelebilmiş yapılardandır. Buhara-Semerkant yolu üstündeki Ribatımelik (1078), köşe kuleleri ve yandaki minaresiyle, anıtsal görünümdedir. Kare avlu çevresinde iki katlı odaların sıralandığı yapının yalnızca güney bölümü ve portali ayakta kalabilmiştir. Cephe'de sivri kemerler, yarı silindirik yivler ve Selçuk üslubunu anımsatan portal bulunur. Karahanlılar, kervansaraylarda dört eyvan şemasını kullanmışlardır. Merv'de bulunan akçakale kervansarayı (XI.yy.) ve Harzem yakınında Day Hatun Kervansarayı (XI.yy.) bu kervansaray tipine örnek gösterilebilir. Ayrıca Tirmiz'de dört eyvanlı bir saray kalıntısı bulunmuştur. Sivri kemerli portalin karşısında yer alan taht salonu iki katlı olup duvarlar tuğla süslemelerle bezelidir.

Kültür ve sanata önem vermiş olan Gazneli sultanı Mahmud zamanında önemli mimari yapılar oluşturulmuştur. Gazneli camilerinin çoğu yıkılmıştır. Bazı bölgelerde bulunan tuğladan, tuğladan, yivli silindirik ya da köşeli kulelerin minare olarak yapıldığı sanılmaktadır. Arus-ül-Felek Camisi (X.yy.) ağaç direkli bir camiydi (bu cami tipinin bir başka örneği de Konya'da Selçuklulara ait Sahib Ata Camisi'dir). Güney Afganistan'da bulunan Leşgeri Bazar Ulucamisi (XI.yy.), dört payeye oturan mihrap önü kubbesi ve yanlardaki nefleriyle enine genişleyen bir yapıdır. Irmak kıyısında kurulan Leşgeri Bazar Sarayı (XI.yy.) çok büyük bir alanı kaplamaktadır. Birkaç saray binası, camisi ve çarşısıyla ilk Türk külliyelerinden biridir. Dört eyvanlı avlunun çevresinde bulunan uzamların bir bölümü gene kendi aralarında dört eyvanlı plan tipindeydi. Bu plan tipini Mesut III'ün sarayında da görmekteyiz (XII.yy.). Yalancımermerden süslemeler ve mermer levhalarla çok zengin bir biçimde bezenmiş bu saraylar, Moğollar tarafından yıkılmıştır. Sengbes'te bulunan, XI. yy'a ait Ribat-ı Mahi ,kervansarayı, Karahanlı mimarlık geleneklerini sürdürmüştür. Dört eyvanlı avlu çevresinde sıralanan odalar ve destek kuleleriyle tuğladan yapılan kervansarayın eyvanlı bölümlerinde kubbe kullanılmıştır (bu özellik daha sonra Selçuklularda görülmektedir).

Gazneliler çeşitli saldırılar sonucunda ülkelerinden uzaklara, Pencap'a kadar yayılmışlardır. Türklerin Hindistan'da gerçekleştirdikleri önemli yapılar, Delhi'deki Kuvet-ül-İslam Camisi (1193-1230) ve yanındaki Kutb Minar'dır (1119). Kutb Minar 73m boyuyla Dünyanın en yüksek minaresidir. Kırmızı taştan, beş katlı olarak yapılmış, gövdesi yivli ve aşağıdan yukarı incelen bir yapıdır. Yivli minare tipi daha sonraki yıllarda Anadolu'da Beylikler döneminde görülmektedir (Antalya'daki Yivli Minare Camisi, 1373).

Oğuz  Türklerinin İran'da kurdukları Büyük Selçuklu Devleti'nde (1040-1157) yaratılan mimarlık yapıtları Asya ile Anadolu mimarlığı arasında köprü oluşturur. Selçuklular, bu bölgede karşılaştıkları mimari öğeleri kendi buluşlarıyla birleştirerek, yepyeni bir mimarlık anlayışı orta koymuşlardır. Özellikle medrese yapımına önem veren Selçuklular, eyvanlı ve kubbeli medrese tipini geliştirmişlerdi; bu plan tipini camilerde de kullandılar. İsfahan Mescidi Cuması (1072-1092), Zevvare'deki Mescidi Cuma (1135), Ardistan Mescidi Cuması (1160), bu plan tipinin en güzel örnekleridir.

Selçuklulardan sonra Harzemşahlar zamanında yapılan Horasan'daki Zevzen Camisi (XIII.yy.) iki eyvanlı yapısıyla değişik bir plana sahiptir.

Mısır'da ilk Türk Tolunoğulları Devleti'ni (868-903) kuran Tolunoğulları Ahmet'in yaptırdığı Kahire'deki İbni Tulun Camisi (879) beş nefli, revaklı avlusu ve düz çatısıyla yalın bir yapıdır. Tuğladan sarmal minaresi, Samarra üslubundadır. Mısır'da 935-968 yılları arasında hüküm süren İhşidilerden kalan Şerif Tabataba Meşhedi (943) dokuz kubbeli planıyla, Osmanlının çok kubbeli yapılarına öncülük etmiştir.

Selçuk atabeki Nurettin Zengi'nin kurduğu Zengiler döneminde, Selçuklu sanatının devamı olan mimari yapılar gerçekleştirilmiştir. Şam'da bulunan Nuriye (1172) Medresesi, selsebili havuza bağlayan kanallarıyla bir yenilik getirmiştir. Zengilerin mimarlık özellikleri, Eyubiler döneminde Mısır'daki yapılarda görülür. Melik Salih Necmettin Eyyub Medresesi (1242), iki eyvanlı çifte medreseden oluşur. Mısır'da, daha sonra Memluklar, önceki mimarlık üsluplarına kendi kişiliklerini katarak, büyük yapılar ortaya koydular, külliye yapımına büyük önem verdiler. Bunlar arasında Sultan Kalavun külliyesi (1285), Sultan Hasan külliyesi (1356-1262) en tanınmışlardır. Türklerin yarattığı mihrap önü kubbesi, Baybars Camisi'nde (1266-1269) görülmektedir.

Türkler çok sayıda türbe ve kümbet yapmışlardır. Bunlar silindirik kare ya da çok köşeli plan tipindedir. Türbe yapımı Karahanlılardan başlayarak batıya yayılmıştır. türbeler içten kubbeyle, dıştan konik bir çatıyla örtülmekteydi. Kimi zaman türbelerin üst kısmı kule gibi yüksek olmaktaydı. Merv'deki Sultan Sencer Türbesi (1157) bu tiptedir. Kazvin yakınlarında bulunan Harrakan kümbetleri (1068) sekizgen planıyla Selçuk türbe mimarlığının en güzel örnekleridir. Nahçivan'da bulunan Mümine Hatun Kümbeti (1186), çifte minareli portaliyle farklı bir üsluptadır.

Anadolu dığında Türkler, Özellikle Selçuklular, kervansaray, ribat ve saray yapımında önemli yapıtlar vermişlerdir (Merv'deki Selçuklu Sarayı [XI.yy.] surlarla çevrili dört eyvanlı, avlulu bir yapıydı).

ANADOLU'DA OSMANLI ÖNCESİ TÜRK MİMARLIĞI

Büyük Selçukluların Anadolu'da yaptırdıkları Diyarbakır Ulu Camisi (1091), revaklı avlusu, kubbesiz nefli planı ile Şam emeviye Camisi'ne benzer. Artuklularda Mihrap önü kubbesi önem kazanır. Silvan Ulucamisi (1152-1157), Mardin Ulucamisi (XII.yy), Harput Ulucamisi (1156-1157), Duynasır Ulucamisi (1204) gibi camilerde bu özellik görülmektedir. Artukoğullarında avlu önemini yitirmiştir; cephe mimarisi zengindir. Zengiler tarafından Anadolu'da yaptırıldığı sanılan Urfa Camisi'nde (XII.yy) ilk kez son cemaat yeri görülmektedir. Danişmentoğullarına ait yapılarda (XII.yy.) gene mihrap önü kubbesi kullanılmış, ayrıca aydınlık kubbesi denilen ikinci bir kubbeye yer verilmiştir. Divriği'de Mengüceklere ait külliye değişik tonoz örtüleriyle ve cephe mimarisiyle dikkati çeker. Burada ilk olarak Hünkar Mahfili yapılmıştır.

XIII.yy'dan sonra anadolu, Selçukluların egemenliğine girdi. Anadolu Selçukluların (1077-1308) başkenti Konya bir kültür merkezi niteliğindeydi. İran ve Türkistan'dan getirilen mimarların inşa etmiş oldukları yapılar tük tuğla mimarisinin taşa uygulanmış biçimleridir.

Anadolu Selçukluları, çok sütunlu cami tipini kullandılar. Mihrap önü kubbesi daha büyük çapta yapıldı ve uzamda bütünlük sağlandı, avlu ve revaklı medreselerin portalleri anıtsal bir görünüm kazandı, iç süslemeye önem verildi.

Selçuklularda kubbe, kalın duvarlara oturmaktadır. sivri kemerli kapılar, pencere nişleri ve ahşap saçaklar sık görülen özelliklerdir. Selçuklu kentleri sağlam surlarla çevriliydi. Bunun en güzel örneği, günümüze kadar gelmiş olan Kayseri Surlarıdır. Konya Alaeddin camisi (XII.-XIII.yy.) çeşitli dönemlerdeki eklemelerle değişik bir plan görünümü kazanmıştır. Mihrap önü kubbesinin bulunduğu kısım önünde avlu, avludaysa iki kümbet vardır. Doğuda kıbleye paralel altı nefli birbölüm, batıda dört nefli bir başka bölüm bulunur. Bunlar, düz çatılı, mihraplı ve altmış iki sütunun bulunduğu büyük bir alanı kaplar. Kubbeye geçiş türk üçgenleriyledir. İki renkli kesme taştan portal, Zengin özelliği taşır. Niğde Alaeddin Camisi (1224), klasik Selçuklu Cami tipinin güzel bir örneğidir. İç kısım, kemerlerin birbirine bağlandığı haç biçiminde iki sıra paye ile kıble duvarına dikey üç nefe ayrılır. Kıble duvarında üç kubbe bulunur. İlk külliyelerden olan Kayseri Hond Hatun külliyesinin (1238) eyvanlı medresesi ile mihrapönü kubbeli camisi Büyük Selçuklu geleneğinin bir devamıdır. Anadolu'da, ağaç direkli camilerin yapıldığı, ama günümüze çok azını gelebildiği görülmektedir. Afyon ulucamisi (1272), Konya Sahib Ata Camisi (1283), Ankara Aslanhane Camisi (1290), Beyşehir Eşrefoğlu Camisi (1297), bunların en güzel örnekleridir. Bu dönemde, ayrıca tek kubbeli küçük mescitler de yapılmıştır. Konya Sırçalı Mecit (XIII.yy.) üç kemerli son cemaat yeri, kubbeye geçişteki Türk üçgenleri ve çinileriyle olgun bir örnektir.

Selçuklular kubbeli ve eyvanlı medreseler yanında gözlem evleri ve darüşşifalar da yapmışlardır. Kubbeli medreselere örnek olarak Konya Karatay Medresesi (1251), İnce Minareli Medrese (1260-1265), Afyon Çay Medresesi (1278), Kırşehir Caca Bey Medresesi (1272) gösterilebilir. Kubbeli medreseler, Osmalı cami mimarisini etkilemiştir. Eyvanlı Medreseler, Anadoluya Selçuklularla gelmiş yaygın olarak kullanılmıştır. Artukoğullarına ait Mardin Hatuniye Medresesi (XII.yy.) Diyarbakır Mesudiye Medresesi (1198-1223) gibi medreselerden sonra, Anadolu'da Selçuklulara ait ilk eyvanlı medrese, Kayseri Çifte Medrese'dir (1205). Dört eyvanlı olan bu medresenin bir başka benzeri Sivas Keykavus I Şifahanesi'dir (1217-1218). Sivas Gök Medrese, Buruciye Medresesi ve Çifte Minareli Medrese (1271) ile Erzurum Çifte Minareli Medrese (1253) cephe özellikleriyle medrese mimarisine yenilik getirmişlerdir.

Selçuklu hanları, taştan çok gösterişli yapılardır. Sultan ya da vezirlerin yaptırdıkları bu hanlar, saray niteliğindeydi. İçlerinde cami, hamam ve kütüphaneler bulunmaktaydı. Aksaray-Kayseri yolundaki Alay Han (XII.yy.) Antalya-Isparta yolunda Evdir Han (1210-1218), Alanya'ya yakın Alara Han (1219-1236), sivas-Malatya yolunda Hekim Han (1218), Kayseri-Sivas yolunda Sultan Han (1232-1236), Amasya-Tokat yolunda Hatun Han (1238), Kayseri-Aksaray yolunda Avanos Sarı Han (XIII.yy.) günümüze gelebilmiş yüzden fazla hanın en önemlileridir. Bunlar sağlam duvarları, revaklı avluları, gösterişli portalleriyle Selçuk mimarlığının en güzel yapılarıdır. Köşk ve saraylar ise bu denli sağlam yapılmadıklarından günümüze pek azı kalıntı olarak ulaşabilmiştir. Artukoğullarına ait bir saray kalıntısı (XIII.yy) dışında Konya'da Selçuklulara ait Kılıç Arslan II Köşkü'nün bir duvar parçası kalmıştır. Alaeddin Keykubat'ın iki saray yaptırdığı bilinmektedir. Beyşehir gölü yakınında yaptırdığı Kubat-Abad Sarayı çok büyük bir alanı kapsamaktaydı. Kayseri yakınında  Keykubadiye Sarayı, yazlık saraydı ve üç köşkten oluşmaktaydı. Gene Kayseri yakınındaki Erkilet'te bulunan Hızır İlyas köşkü, plan bakımından Selçuklu keyvansaraylarını anımsatır.

Türk çadırlarını andıran Orta Asya mimarlığı etkisindeki Selçuklu mezar anıtları kümbet adını alır. Tercan Mama Hatun Kümbeti (XIII.yy.), Kayseri Döner Kümbet (XIII.yy.), Kayseri Sırçalı Kümbet (XIV.yy.), Karaman Alaeddin Bey Kümbeti (XIV.yy.) gibi kümbetlerin yanında, Kayseri Hond Hatun Türbesi (1238), Kırşehir Aşık Paşa Türbesi (1322), Akşehir'de  Emir Yaltaş Türbesi  (XIII.yy.) ve daha birçok değişik planlı türbeler yapılmıştır. XIV.yy'da, Selçıklu Devleti'nin yıkılmasından sonra, Anadolu'da küçük beylikler ortaya çıktı. Bunlardan yalnızca Kramanoğulları ve Eşrefoğulları, Selçuklu mimarlık geleneğini sürdürdü. Öteki beylikler eski mimarlık anlayışına kendi mimarlık buluşlarını katarak değişik yapıtlar yarattılar. İlhanlı Beyliği'ne ait Erzurum Yakutiye Medresesi (1310), Selçuklu kubbeli medreseler sınıfına girer. Karamanlılara ait Aksaray Zinciriye Medresesi (1336), Niğde Ak Medrese (1409), Karaman İbrahim bey İmareti (1433) gibi yapılar, selçuklu geleneğini sürdürmekle birlikte gene de küçük farklılıklar gösterirler. Eretnalılara ait Kırşehir Aşık Paşa Türbesi (1322) bakışımsız (asimetrik) planı, yan portali ve değişik kubbesiyle yeni bir mimarlık anlayışının ürünüdür. Hamidoğullarına ait Antalya Yivli Minare (1373) altı kubbesiyle Anadolu'da çok kubbeli cami tipinin ilk örneği sayılır. Saruhanlılara ait Niğde Ulucamisi'nde (1376), Mihrap önü kubbesi çok büyük yapılmış revaklı avlu son cemaat yerini de içine almıştır (bu plan tipi osmanlılarda daha da gelişerek önemli yapılarda kullanılacaktır) Menteşoğullarına ait Milas Hacı İlyas Camisi (1330) son cemaat yeriyle, Milas Ulucamisi (1378) mihrapönü kubbesiyle dikkati çeker. Ramazanoğullarının  Adana'da yaptırdıkları Ulucami (1313-1541) Selçuklu, Osmanlı, Zengi ve Memluk üsluplarının karışımıdır. Aydınoğullarının en önemli yapıtı olan Selçuk İsa Bey Camisi (1375) Artuklu  cami planına bağlı olmakla birlikte, anıtsal cephesinin düzeniyle ve mihrap önündeki çifte kubbesiyle daha ileri bir uzam anlayışını göstermektedir. Beylikler dönemi camilerinde duvarlar kalınlaşmış, duvarlarda ve kubbe kasnaklarında pencereler açılmıştır. Revaklı avlu ve son cemaat yeri önem kazanmıştır. Beylikler döneminde son cemaat yerinin ilk uygulaması Karamanoğullarına ait Ermenek Ulucamisi'ndedir (1302). XIV.yy'dan sonra son cemaat yeri yaygınlaşmış, daha sonra Osmanlılarca benimsenmiştir. Bu dönemde portal, yalnızca mimari öğe olarak ele alınmıştır. Eskiden olduğu gibi süslü değildir. Kubbe ana uzama egemen olduğundan tromp ve kalın duvar, yeni bir anlayışla ele alınmıştır. Türbeler kare, çok kenarlı ve yuvarlak biçimleriyle eski üslubunu sürdüler.

Bkz. Osmanlı Mimarlığı - Türk Sanatını Etkileyen Üsluplar ve XX. Yüzyıl Türk Mimarlığı

Önceki ] Bölüm Başı ] Sonraki ]