Make your own free website on Tripod.com

ROKOKO ÜSLUBU

Avrupa'da XVIII.yy'da güzel sanatlar alanında görülen süsleme biçimi: Fransızcada "rocaille" ("deniz kabukları ve çakıl taşlarından oluşturulan süsleme") sözcüğünden şaka yoluyla türetilmiş olan rokoko (fransızca"rococo") terimi, sanat tarihçisi Fiske Kimball'a göre önceleri 1730'dan yaklaşık 1760-1770 yıllarına kadar, büyük ölçüde deniz kabuklarının yuvarlak biçimlerine dayanan bir süslemenin aşırıya kaçan bir biçimde kullanımı sonucu gelişmiş bir üslubu belirtmek için XVIII.yy. sonlarında atölyelerde kullanılan bir argo sözcüktü. Öte yandan rokay (rocaille) terimi başlangıçta, Rönesans bahçelerinin süslemelerinde kullanılan kaya parçalarını (sahte mağaralar, çeşmeler) belirtmek için kullanılıyordu ve XVII.yy'da mağara ve bahçelerdeki kabukluları anımsatan motiflerle ilgiliydi.

ROKOKO VE BAROK

İlk olarak pek çok Alman yazarının (Heinrich Wölfflin 1888'den sonra; Cornelius Gurlitt 1889'da) rokoko ve barok arasında gerçek bir ayrım getirmeksizin başvurduğu rokoko düşüncesi, sanat tarihçileri arasında ayrılıklara yol açtı; çözülemeyen sorun, rokokonun mimarlıkla birlikte görsel sanatların tümünü kapsayabilecek bir üslup olarak tanımlanıp tanımlanamayacağını bilmek, dolayısıyla da söz konusu üsluptan, üslupların gelişmesinde bağımsız bir evre olarak söz edip edememektir.

Günümüzde, özellikle Fransız barok sanatıyla ilgili sorunlardan kaynaklanan sayısız güçlükler göz önünde tutulursa, çok sayıda uzmanın, Eugeniod'Ors, Ignaz Günther ve Henri Focillon'un ardından, rokokonun, barokun geç ortaya çıkmış bir biçiminden başkabirşey olmadığı konusunda birleştikleri görülür. Bu en yaygın olarak kabul edilen yorumun karşısına daha sonra Sedlmary, Hitchcock ve Minguet, vb'nin düşünceleri çıkartılmaktadır; bu gibi uzmanların çalışmaları, rokokonun kesinlikle, bağımsız bir kategori olarak baroktan ayrılması gerektiğini kanıtlamaya yöneliktir. İster barokun geç bir biçimi, ister başlıbaşına bir üslup, isterse yalnızca XVIII.yy'da moda olan özel bir dekor ve bezeme biçimi olsun, rokokonun, Avrupa ülkelerinin pek çoğunda plastik sanatların bütününe damgasını bastığı bir gerçektir.

Barok sanatın Roma'da doğduğu kabul edildiği gibi rokoko hareketinin de Paris'te ortaya çıktığı ve rokay üslubunun başlıca öncüleri sayılan Jean Berain (1640-1711), Claude Audran (1657-1734) ve Jan Lepautre (1618-1682) gibi süslemecilerin sanatından kaynaklandığı kabul edilir. Bu sanatçıların çalışmaları, arabesk süslemeleri, deniz kabuğu motifleri, eğri, karşı-eğri oyunları, yazı çevresi süslerini bakışımsız bir biçimde işlemeleri, Regence ve Louis XV dönemleri boyunca rokokonun yaygınlık kazanmasına katkıda bulunan büyük dekoratörlere esin kaynağı oldu. Gerçekten de, Gilles Marie Oppenordt (1672-1742), Justin - Aurele Meissonnier (1695-1750), Nicolas Pineau (1684-1754) ve François de Cuvillies (1695-1768) gibi sanatçılarda da deniz kabukları ve kıvrım merakı göze çarpar; ama yarattıkları rokoko motifleri, çok daha taşkın bir süslemenin birleşimleri içinde yayılır; eğri çizgiler sürekli olarak birbiri içine girer, birbirine dolanır, açılır, iç içe geçer, dalgalanır ve böylece yapıların içinde, mimari yapının eklemlerini gözden silmek için kullandıkları duygusunu uyandırırlar.

Aynı dönemde yeni yeni mobilya tipleri yaratan Parisli ince marangozlar, rokokoya özgü ögeleri mobilyalara da uyguladılar; bunlar arasında Charles Cressent (1685-1768) ve Atoine Gaudreaux (1680-1751), rokoko hareketi içinde adı geçen ilk büyük ustalardır. Günün beğenisine göre ve zanaatçıların  son derece virtüöz olmaları sayesinde, ürünleri bütün Avrupa'ya yayılmış olan  Fransız mücevherciliği, Pierre Germain, Jacques Roerriers ve Pierre Gouthiere'in hayalgücünden kaynaklanan projeleri somutlaştırdı. Seramik alanında, porselen sanatının rokokoya son derece uyarlandığı görüldü. Avrupa'nın bütün büyük yapımevleri (Meissen, Viyana, Höchst, Frankenthal, Rosenthal, Fürstenberg, Fulda, Capodimonte, Sevres, Chantilly, Limoges, Chesea, vb.) ticari alanda büyük başarılar sağladılar. Bütün olarak Klasisizmin ilkelerine bağlı kalmış olan mimarlığın ciddilik ve bakışımlılığına, rokay üslubuna özgü dekoratif öğelerle zaman zaman fantezi ve özgünlük katılarak, yapıların sevimli bir hava kazanması sağlandı (Matignon Konağı'nın cephesi, 1723); ama gerçek anlamdaki rokokoya yapıların dışında hiçbir zaman yer verilmedi. Fransa'da, Nancy'deki Stanislas alanı ile Carriere ve Hemicycle alanı bunun dışında kalır.

"Prenslik" rokokosu olarak adlandırılan akımın Almanya'da ve çevredeki Germen ülkelerinde (Münih yakınlarında Amalienburg Konağı ve Nymphenburg Şatosu; Cuvillies'nin yapıtı, 1734-39) yayılmasına karşılık Orta Avrupa'daki rokokoya özgü önemli ürünlerden pek çoğunun dinsel sanat alanında gerçekleştirilmiş olduğu görülür. (söz gelimi, Bavyera'daki Zimmermann kardeşler tarafından 1745-54 arasında gerçekleştirilmiş ve dekore edilmiş Wies Kilisesi, vb.).

Resim alanında özellikle Fransa'da rokoko doğrultusunda çalışmış olan Watteau, Boucher ve Fragonard'ın adları sayılabilir. Ama daha derinlemesine bir inceleme sonunda kuşkusuz Carle Van Loo, Charles Natoire, Jean Restout, François Le Moyne ve Jean-François De Troy'dan söz etmek gerekir. Bu tarih ressamlarının ortak bir yanı, hepsinin de Gobelins ve Beauvais yapımevleri için halı kartonları yapmış olmalarıdır.